İmar Planlarına Karşı İtiraz ve İptal Davası
- Av. Mikail Enes ÇUBAN

- 3 gün önce
- 7 dakikada okunur
*Bu makale Av. Mikail Enes Çuban tarafından emsal.com platformunda yayımlanmıştır.
1. İMAR PLANLARI İTİRAZA KONU OLABİLİR Mİ?
Hangi ölçekte olursa olsun, imar planları genel düzenleyici işlemdir. Bu düzenleyici işlemlerin ilan edilmek suretiyle kesinleştirilmesi zorunludur. Bu itibarla imar planlarının 3194 sayılı Kanun’un 8. maddesi uyarınca bir aylık ilan süresi mevcuttur. Bu bir aylık ilan süresi içinde ilgililer imar planına itiraz edilebilir. İtiraz, imar planını ilan eden kurum belediye ise belediyeye valilik ise valiliğe yapılır ve belediye meclisi veya valilik bu itirazları on beş gün içinde inceleyerek kesin karara bağlar.
Danıştay 6. Daire, 2018/1505 E., 2021/6556 K., 20.05.2021 T.
“Hangi ölçekte olursa olsun, imar planları genel düzenleyici işlemler olduklarından ilgilileri hakkında sonuç doğurabilmeleri için ilan edilmek suretiyle kesinleştirilmeleri zorunludur. Belediye meclisince kabul edilmekle veya bakanlıkça onanmakla yürürlüğe giren 3194 sayılı Yasada belirtilen imar planlarının kesinleşmeleri için aynı madde hükmü uyarınca bir ay süreyle askıya çıkarılmak suretiyle ilan edilmeleri gerekmektedir.”
2. İMAR PLANLARI İPTAL DAVASINA KONU OLABİLİR Mİ?
İmar planlarına itiraz edilebildiği gibi bu planlara karşı dava da açılabilir. İmar planlarına karşı dava açmak için imar planına bir aylık ilan süresi içinde itiraz etmek zorunlu değildir. Ancak ilgili idareye itiraz edilip edilmemesine göre iptal davası açma süresinin başlangıç tarihi değişecektir. Eğer bir aylık ilan süresi içinde ilgili idareye imar planına ilişkin bir itiraz verilmemişse dava açma süresi bir aylık ilan süresinin son gününü takip eden gün başlayacaktır. Çünkü imar planının davaya konu edilebilmesi için ilan süresinin geçmesi ve imar planının kesinleşmesi gerekmektedir. Örneğin bir aylık sürenin son günü 25.03.2025 tarihi ise dava açma süresi 26.03.2025 tarihinde başlamış kabul edilir. Dava açma süresinin başlangıcından itibaren 60 gün içinde imar planının iptali davaya konu edilebilecektir[1]. Eğer bir aylık ilan süresi içinde ilgili idareye imar planına ilişkin bir itiraz verilmişse ve ilgili idare de bu itirazı yerinde bulup itiraz sahibine olumlu bir yanıt vermişse burada davaya değer bir durum kalmayacağından bu ihtimali değerlendirme gereği yoktur.
Bir aylık ilan süresi içinde ilgili idareye imar planına ilişkin bir itiraz verilmişse burada iki ihtimal üzerinde durmak gerekir. Birincisi, ilgili idare tarafından itiraza olumsuz cevap verilmesi ihtimalinde bu olumsuz cevaptan sonra 60 günlük dava açma süresi olduğunu ifade etmek gerekir. Burada önemli bir hususu eklemek gerekir ki, idarenin olumsuz cevabı bir aylık ilan süresi içerisinde ise dava açma süresinin başlangıcı bir aylık ilan süresinin son gününü takip eden gün olacaktır. Bunun sebebi, imar planının davaya konu edilebilmesi için ilan süresinin geçmesi ve imar planının kesinleşmesi gerekliliğidir. Yani ilgili idarenin 24.03.2025 tarihinde başvurucuya olumsuz bir cevap vermesi halinde ve ilan süresinin 25.03.2025 tarihinde dolduğu ihtimalde başvurucunun 60 günlük dava açma süresi 25.03.2025 tarihinde değil 26.03.2025 tarihinde başlayacaktır. İkincisi ise ilgili idarenin itiraza yönelik bir cevap vermemiş olmasıdır. Bu durumda 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 10/2 uyarınca idarenin yasal süre içerisinde itiraza yönelik bir cevap vermemesi zımni ret işlemi olarak değerlendirilip bu sürenin sonunda 60 günlük dava açma süresinin başladığı kabul edilmelidir. Burada da birinci ihtimalde ifade ettiğimiz hususu tekraren eklemek gerekecektir ki, idarenin itiraza yönelik cevabını yasal süre içerisinde cevap verme süresi bir aylık ilan süresinin bitimiyle başlayacaktır.
Son olarak, imar planının uygulama işlemi niteliğindeki işlemlerle birlikte bu davada imar planının iptalinin de istenebileceğini unutmamak gerekir. Gerçekten de imar planına karşı dava açma süresini geçiren veya bu hakkını kullanmayan ilgililerin imar planı uygulanması niteliğindeki ruhsat, kamulaştırma, parselasyon, yıkım, imar para cezası, ifraz ve tevhit gibi idari davaya konu teşkil edilecek nitelikte kesin ve yürütülmesi zorunlu imar planı uygulama işlemleri ile bu işlemlerin dayanağı imar planının iptali idari davaya konu edilebilecektir.
Danıştay 6. Daire, 2019/21280 E., 2020/2859 K., 02.03.2020 T.
“İdarelerce, uygulama imar planına göre imar durum belgesi düzenlenmesi üzerine, askı-ilan sürelerine bağlı kalınmaksızın, düzenleyici işlem mahiyetindeki planların iptali istenebilecektir. İmar durum belgesinin 1/1000 ölçekli uygulama imar planının uygulama işlemi olduğu açıktır. Uyuşmazlıkta davacı tarafından 27.06.2018 tarihinde yapılan başvuru üzerine 9.07.2018 tarihli imar durumu belgesi düzenlenmesi üzerine 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı dava açma süresi içinde 13.07.2018 tarihinde açılan davada süre aşımı bulunmamaktadır. İncelenen davada, 1/5000 ölçekli imar planına karşı dava açma süresi, bu planın uygulama işlemi niteliğinde olan 1/1000 ölçekli uygulama imar planına karşı süresi içinde dava açıldığı kabul edildiğinden 1/5000 ölçekli nazım imar planına karşı açılan davanın da süresinde olduğu sonucuna varılmıştır. Bu itibarla davanın süre aşımı nedeniyle reddine dair İdari Dava Dairesi kararında isabet görülmemiştir.”
Danıştay 6. Daire, 2013/4659 E., 2014/2220 K., 20.03.2014 T.
“Bir düzenleyici işlem niteliğinde olan imar planlarına karşı dava açma süresinin ilanın son tarihi (planın ilanen askıdan indirilme tarihi) itibariyle başlayacağı, yine Danıştay içtihatlarına göre imar planlarında dava açma süresi; eğer imar planlarına karşı, bir aylık askı süresi içinde 2577 sayılı Yasanın 11. maddesi kapsamında başvuruda bulunulmamış ise planın askıdan indirildiği son ilan tarihinden 60 gün sonra sona erdiği, davaya konu imar planı tadilatının 14.04.2011 tarihinde ilana (askıya) çıktığı ve 13.05.2011 tarihinde askıdan indirildiği, bu arada davacı tarafından imar planına herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu takdirde de davacı açısından söz konusu imar planına karşı dava açma süresinin 14.05.2011 tarihinde başlayacağı ve 13.07.2011 tarihinde sona ereceği açık olup, bu süre geçirildikten çok sonra 07.02.2012 tarihinde açılan işbu davanın süresi içinde açılmadığı anlaşıldığından, plana yönelik davanın da süreaşımı yönünden reddine karar verilmiş, bu karar davacı vekilince temyiz edilmiştir. Hatay İdare Mahkemesince verilen 04/03/2013 tarihli, E:2012/163, K:2013/402 sayılı karar ve dayandığı gerekçe hukuk ve usule uygun olup, bozulmasını gerektirecek bir sebep bulunmadığından, temyiz isteminin reddi ile anılan kararın oyçokluğuyla onanmasına… karar verildi.”
3. İMAR PLANININ İPTALİ DAVASINI KİMLER AÇABİLİR?
İmar planının iptaline ilişkin davayı menfaati ihlal edilen gerçek kişiler ile kamu veya özel tüzel kişileri de açabilmektedir. İmar planının iptali davasının sübjektif ehliyet koşulu olan menfaat ihlali kavramının Danıştay içtihatlarında dava konusu işlemle davacı arasında kurulan kişisel, meşru, güncel bir menfaat ilişkisi olarak tanımlandığı görülmektedir. Menfaatin kişisel ve meşru olması için hukuki bir durumdan ortaya çıkması gerektiği, sözü edilen menfaat ilişkisinin varlığı ve sınırlarının her olayda yargı yerince uyuşmazlığın niteliğine göre belirleneceği de Danıştay tarafından ayrıca ortaya konmuştur[2]. Bu itibarla Danıştay, her somut olayın kendine özgü özellikleri dikkate alarak ve hatta yıllar içerisinde değişen değerlendirmelerle imar planının iptali davasında ehliyet hususuna ilişkin çeşitli kararlar vermiştir.
Bu kararlarda yan ilçede ikamet eden davacının[3], vesayet yetkisi sahibi mülki idare amirinin[4], tapu tahsis belgesine sahip davacının[5] ve semt sakini sıfatıyla menfaati ihlal edildiğinden bahisle dava açan davacının[6] dava açma ehliyeti olduğu kabul edilmişse de hazineye ait taşınmazda zilyet olduğunu belirten davacının[7] ve imar planının iptali davasında belde sakini olan davacının komşu, bitişik parsel maliki ya da en azından mahalle sakini olmadığından[8] dava açma ehliyeti olmadığı kabul edilmiştir.
4. İMAR PLANININ İPTALİ DAVASINDA GÖREVLİ VE YETKİLİ MAHKEME NERESİDİR?
İmar planının iptali davalarında görevli yargı yerinin idari yargı olduğu yönünde bir tartışma bulunmamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus iptal davalarına bakmakla görevli idare mahkemelerinin her zaman imar planı iptali davasında görevli olup olmayacağı hususudur. 2575 sayılı Danıştay Kanunu[9] m. 24/1 hükmü[10] uyarınca Cumhurbaşkanı kararlarına, Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere, Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere karşı açılacak iptal davalarını Danıştay ilk derece mahkemesi olarak karara bağlar. Bu mevzuat hükmü karşısında gündeme gelmesi gereken soru; Bakanlıklar tarafından yapılan ve ülke çapında uygulamaya konu edilen imar planlarının iptaline ilişkin davalara bakmaya hangi mahkeme bakacaktır? Örneğin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın ülke çapında bir imar planı yapması ihtimalinde bu imar planının iptali davasına ilk derece mahkemesi sıfatıyla hangi mahkeme bakacaktır? Burada Danıştay Kanunu’nun özel hükmü uyarınca Danıştay’ın ilk derece mahkemesi sıfatıyla iptal davasına bakması gerekeceğini ifade etmek gerekir. Ayrıca idari yargıda göreve ilişkin kurallar kamu düzenine ilişkin olduğundan taraflar, göreve yönelik itirazları yargılamanın her aşamasında yapabilecekleri gibi görev hususu, ilgili idare mahkemesi ya da Danıştay tarafından re’sen de göz önünde alınabilir.
Yetkili mahkeme hususunda ise 2577 sayılı İYUK’un 34/1 hükmü[11] uyarınca iptali istenen imar planındaki taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinin yetkili olduğu açıktır.
Danıştay 6. Daire, 2022/5852 E., 2022/8217 K., 28.09.2022 T.
“Dosyanın incelenmesinden, Mardin İli, Yeşilli İlçesi, …Mahallelerinde 3,94 hektar yüz ölçümlü alanın 6306 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun uyarınca "Rezerv Yapı Alanı" olarak belirlenmesine ilişkin Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının …tarih ve …sayılı işleminin iptali istemiyle bakılan davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, iptali istenen işlemin, Bakanlar Kurulu kararı (Cumhurbaşkanı kararı, Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlem) ya da ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlerden olmadığı, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından Rezerv Yapı Alanı olarak ilanına ilişkin işlemin iptali isteminden kaynaklandığı, dolayısıyla 2575 sayılı Kanunun 24. madddesinde belirlenen kapsamda açılmış bir dava olarak kabulüne olanak bulunmadığından, uyuşmazlığın çözümünde ilk derece mahkemesi olarak Danıştay görevli olmayıp, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 34/1. maddesi uyarınca …İdare Mahkemesi görevli ve yetkili bulunmaktadır.”
Danıştay 6. Daire, 2013/6725 E., 2014/1508 K., 03.03.2014 T.
“2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanununun 34/1. maddesinde ise: "İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir." hükmü yer almıştır. Dosyanın incelenmesinden, dava konusu 1/25.000 ölçekli Tekirdağ İl Çevre Düzeni Planı değişikliğinin 2575 sayılı Kanunun 24. maddesi kapsamında ülke çapında uygulanacak nitelikte düzenleyici işlem olmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda, yukarıda anılan mevzuat hükümleri uyarınca dava konusu işleme ilişkin uyuşmazlığın görümü ve çözümü görevi idare mahkemesine ait bulunmaktadır.”
Av. Mikail Enes ÇUBAN
[1] 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu (İYUK) m. 7/1. (R.G. Tarihi: 20.01.1982, R.G. Sayısı: 17580)
[2] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2021/2537 E., 2022/396 K., 10.02.2022 T.
[3] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2021/2537 E., 2022/396 K., 10.02.2022 T.
[4] Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 2012/1896 E., 2013/914 K., 18.03.2013 T.
[5] Danıştay 6. Daire, 2012/4851 E., 2013/3755 K., 29.05.2013 T.
[6] Danıştay 6. Daire, 2003/1712 E., 2003/4221 K., 09.07.2003 T.
[7] Danıştay 6. Daire, 2007/5331 E., 2009/5005 K., 05.05.2009 T.
[8] Danıştay 6. Daire, 2016/13389 E., 2020/7955 K., 22.09.2020 T.
[9] 2575 Sayılı Danıştay Kanunu, (R.G. Tarihi: 20.01.1982, R.G. Sayısı: 17580)
[10] 1. Danıştay ilk derece mahkemesi olarak:
a) Cumhurbaşkanı kararlarına,
b) Cumhurbaşkanınca çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleri dışındaki düzenleyici işlemlere,
c) Bakanlıklar ile kamu kuruluşları veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarınca çıkarılan ve ülke çapında uygulanacak düzenleyici işlemlere,
d) Danıştay İdari Dairesince veya İdari İşler Kurulunca verilen kararlar üzerine uygulanan eylem ve işlemlere,
e) Birden çok idare veya vergi mahkemesinin yetki alanına giren işlere,
f) Danıştay Yüksek Disiplin Kurulu kararları ile bu Kurulun görev alanı ile ilgili Danıştay Başkanlığı işlemlerine,
Karşı açılacak iptal ve tam yargı davaları ile tahkim yolu öngörülmeyen kamu hizmetleri ile ilgili imtiyaz şartlaşma ve sözleşmelerinden doğan idari davaları karara bağlar.
[11] İYUK m. 34/1: İmar, kamulaştırma, yıkım, işgal, tahsis, ruhsat ve iskan gibi taşınmaz mallarla ilgili mevzuatın uygulanmasında veya bunlara bağlı her türlü haklara veya kamu mallarına ilişkin idari davalarda yetkili mahkeme taşınmaz malların bulunduğu yer idare mahkemesidir.











